10 Mart 2009 Salı

Pandoranın Kutusu

Şehir.. Yemiş insanları çiğ çiğ.. Öğütmeden tam, biraz dağıtarak biraz ufalayarak geri tükürmüş.. İnsanlar farkına varmamış.. Mutsuzluk hasıl olmuş ama nedenini bilememişler.. Güzel evlerde oturur güzel arabalara binersek ve çok çalışırsak geçer demişler.. Ama geçmemiş..

Yaşlanmak ne kötü lanetlenmiştir şimdi. Ne kötücüldür ne utanılasıdır. Oysa hepimiz gitgide ergenleşirken, poplaşırken, daha genç ve hoppalaştırılırken, şımarırken.. Sanki büyümemize, daha akil daha dengeli olmamıza yarayan organlarımız mafya tarafından gasp edilmiş gibi.. Ne dünyayı tanıyoruz ne kendimizi. Artık bilge olmak bir tür yeraltı faaliyeti.. oysa bize zorla öğretilen ve bizi aptallaştıran tüm bu "şeyleri" unutabilme lüksümüz de var.. Şanslıysak..

Yeşim Ustaoğlu film yapmış çok güzel olmuş. Tsilla Chelton kendisi olmuş bizi de olduruyor, elini ayağını öpüyorum yani sakınmadan..

1 Mart 2009 Pazar

Sonbahar

Öyle şiir gibiydi ki, çıktığımda fazla direnemeden ağlamaya başladım. Eğer ağlamasaydım başım patlayacktı sanki. Hayatımın geri kalanında ağlamak ve uyumak istiyordum çıktığımda. Şiir gibiydi.
Öyle..

Gitmek: Benim Marlon ve Brandom

Çok nefis bir tesadüf eseri karşıma çıkıverdi. Yolun taaa karşısında o uzağı hiç göremeyen gözlerimleri afişi gördüm ve şüphelendim. Bunun bir aydınlanma olduğundan eminim. Saat 16.30'du ve sonraki seansa 10 dakika vardı. İhya oldum. Kutsal birşey alnımdan öpmüş gibi oldu.

Ayça; fena güzel bir kız. Hem de zorla alıştırıldığımız genel geçer güzellik anlayışıyla hiç ilgisi olmayan bir şekilde. Ayça bizim realitimize aykırı davranıyor. 2008 yılında aşk için risk alıyor. Bugün, şimdi, tüm şekillere, tüm öğretilenlere falan küfürü basıp yola düşüyor. Ayça görünmeyen zincirlerini kırıyor. Büyük acıları göze alarak büyük aşklar yaşamayı hakediyor. Çünkü ancak o taşıyabilir bunca duyguyu- o- yola düşmüş olan.

Hüseyin Karabey-Ayça Damgacı.. teşekkürler..