22 Temmuz 2009 Çarşamba

Ascenseur Pour L'échafaud


Ölüm Asansörü diye çevirmişler; ama bir ismi daha vardı; İdam Sehpası.. Biraz zorlama olmuş ama olmuş netekim. 1958 yapımı filmin çağında idam müebbet gibi bir ceza işte ve yargıçlar kalem kırmaya alışık herhalde bilmiyorum; hemen bir idam bir sehpa.. Fransız , giyotin falan.. Louis Malle'in ilk filmi imiş ki karalığından ötürü- evet damakta bıraktığı tat enfes olmakla beraber- devamını izlemeye cesaretim yok gibi.. Kısa vadede.. Finans sektöründe kısa vade 1 yıldan az zamanlar içi kullanılıyor. Sinema sektöründe ?? Referans noktası Miles Davis üstadımız idi. Kendisinin müziğini yaptığı tek film olageliyor-muş-Hemen koştuk aldık tabi. Bunu yiyen bunu da yiyor gibi oldu. Filmin hakkını veremiyorum galiba. Müziğin de verememişidir belki.. Ne diyorum. Çok Fransız; tam zamanının filmi. Karalar karası bir film olmakla beraber öyle çok dönemeç var ki; her an işler yoluna girecekmiş gibi pır pır ediyoruz. Aktristimiz Jeanne Moreau donuk ve.. hani cool değil de cold derler ya; karizmasıyla yerlere çalıyor hem bizi, hem aşığını.. Beraber göründükleri tek sahne yok bu arada, şimdi farkettim. Aslında var.. Herneyse.. Güzel pekçok şey var; yönetmen de zaten Paris'i anlatmak istemiş; ama böyle yollar, köprüler, kemerler görmüyoruz; ziyadesiyle 5oler Paris'ini soluyoruz.. Pek lezzetli..Evet.. Böyle..

21 Temmuz 2009 Salı

Mahalle..

Dün akşam yanımdaki apartmanın en üst katında yangın çıktı. Dediklerine göre ev sahibi kendisi yakmış. Eşi tarafından terk edilen alkolik buhranı hikayesi.. Fotoğraf öyle kara ki.. Ev tamamen yanıp kül olmuş; gece 10,30 gibi Elif'le sokağa girdiğimizde o daracık yolda 3 kocaman itfaiye aracı, polis, doğalgazcılar ve onlarca meraklı izleyiciden müteşekkil bir kaos vardı. Bir an yananın benim evim olduğunu sanıp resmen buz kestim. Akvaryumun motoru yanmış olmalı diyordum durmadan; başka çalışan ne vardı ki. Ancak evin önüne geldiğimizde anlayabildik tam olarak neresi olduğunu. Şimdi üzerinde saatler geçmiş olmasına ve hem itfaiye hem de komşular tarafından bina defalarca yıkanmış olmasına rağmen etrafta kesif bir yanık kokusu var; her rüzgar estiğinde iliklerime dek duyumsadığım. Çok moral bozucu birşey bu; hiç yangın deneyimim olmadı- neyse ki- en yakından dün akşam gördüm sanırım. Kendi evimin yandığıyla ilgli endişelenirken sigorta diyordum.. Sigorta öder.. Ama yazılarım, resimlerim, okurken satırlarını çizdiğim kitaplarım.. Sonra değişik iklimlerin, ruh hallerinin, temasların değişik kokularını taşıyan giysilerim.. Acayip şey bunları düşünmek. Tüm mahremiyetimin, deneyimlerimle zenginleşen, özelleşen nesnelerin yanıp kül olduğu fikri. Elbette insan önce hayatta kalmayı düşünür ama gerçek bir yaşam riski yoksa; tüm bu eşyalar öyle değerli oluyor ki.. Hayır fatura bedeli değil elbette bahsedilen değer. Ben zaten çok cimri ve evet malına düşkün olduğum için; üniversitenin 1. sınıfında yurtta yangın tatbikatı yapılmıştı ve ben binadan son çıkarılabilen insandım. Çünkü -acıklı bir biçimde- eşyalarımı toplamaya çalışıyordum. Ne cahillik tanrım. Herneyse.. Bu yazıya başlarken aklımda olan ve birtürlü yanına yaklaşamadığım şey ise şuydu; evi yanan komşularımız.. Merdivenlerde komşular olayı irdelerken- dedikodu da deniyor-sürekli bir "kadın da annesinin evine gitmişti, terketmişti, zaten sürekli "dayak", kavga, gürültü..." kadın sürekli şiddet görüyormuş bu cinnetiyle ev yakan abiden. Ve kutu gibi evciklerinde benim sevimli komşularım da bunu güzelce duymazdan geliyorlarmış; ta ki bir merdiven sohbetinde malzeme olasıya dek. Dün gece ki yangın evlerine sıçrayacak diye çok korkmuşlar. Deli bir adamın kendi evini yaktığı yetmezmiş gibi onların yuvası da neredeyse risk altında kalıyordu. Karikatür gibi. Esasen bence tüm sokak yanıp kül olmayı haketmişiz. Çok ikiyüzlü ve bana dokunmayan yılanım benimci bir yer.. İzmir'in Karşıyaka'sı.. Çok acayip ve yazık..

7 Temmuz 2009 Salı

...

dün gece rüyamda sevgilme sarılmış öperken.. kolumda bir şişlik gördüm.. büyük ve çirkindi.. durup baktım ona. . çekinerek dokundum sonra.. büyük bir böcek ısırığı gibiydi.. sonra sıkınca içinden bir kurşun çıktı.. vurulmuştum.. ama ölümcül olmayan bir yaram vardı.. rengi düzeldi hemen.. acısı çabuk geçmedi ama, korkularım yatıştı... ne garipti..