4 Ocak 2009 Pazar

Australia

Çok uzun, bitmek bilmiyor. Hazırlanıp gitmek lazım, patates bile haşlanabilir, o kadar uzun. Hatta ben bir ara gerçekten döngüye girdi ve bitmeyecek sandım. Aborjinlerden bahsedeceklermiş ama dikkatleri dağılmış sanırım ya da sıra gelmemiş abuk subuk romantizmler yüzünden. Belli bir süreden sonra filmin fantastik olduğuna inanmaya başladım- öyle motive ettim kendimi çünkü süper saçmalaştı. Çizgi film gibi oldu. Avusturalya güzel bir yer(miş). Güzel güzel çölleri, yağmur mevsimleri falan var. Hugh Jackman fena yapmış gövdeyi, genellikle odak noktası oldu benim için. Nicole Kidman'da yaşlanmış. Aman çok uzun, çok ince, çok beyaz, çok sarışın falan sinirlendiriyor beni bu kadın ya. Aborjin kralını çok sevdik, şarkılarını çok sevdik, herşeye isim vermelerini çok sevdik. Oraya buraya garip garip gerekçelerle gidip kendi beş para etmez yaşamlarını konuşlandıran, savaşan, toprak bölüşen İngilizleri, Amerikalıları, Japonları sevmedik. Dünyadaki tüm kadim kültürlerin beyaz adam tarafından bok edişilişini, iç edililişini anımsadık, utandık, öfkelendik. Geçti ama sonra. Birşey olmadı.

1 yorum:

Nicholas Urfe dedi ki...

Şu yazının çıktısını alıp buzdolabının kapağına asmak istiyorum, kıpkırmızı bir çilek magnetiyle. Ne güzel yorumluyorsun mübarek.