21 Temmuz 2009 Salı

Mahalle..

Dün akşam yanımdaki apartmanın en üst katında yangın çıktı. Dediklerine göre ev sahibi kendisi yakmış. Eşi tarafından terk edilen alkolik buhranı hikayesi.. Fotoğraf öyle kara ki.. Ev tamamen yanıp kül olmuş; gece 10,30 gibi Elif'le sokağa girdiğimizde o daracık yolda 3 kocaman itfaiye aracı, polis, doğalgazcılar ve onlarca meraklı izleyiciden müteşekkil bir kaos vardı. Bir an yananın benim evim olduğunu sanıp resmen buz kestim. Akvaryumun motoru yanmış olmalı diyordum durmadan; başka çalışan ne vardı ki. Ancak evin önüne geldiğimizde anlayabildik tam olarak neresi olduğunu. Şimdi üzerinde saatler geçmiş olmasına ve hem itfaiye hem de komşular tarafından bina defalarca yıkanmış olmasına rağmen etrafta kesif bir yanık kokusu var; her rüzgar estiğinde iliklerime dek duyumsadığım. Çok moral bozucu birşey bu; hiç yangın deneyimim olmadı- neyse ki- en yakından dün akşam gördüm sanırım. Kendi evimin yandığıyla ilgli endişelenirken sigorta diyordum.. Sigorta öder.. Ama yazılarım, resimlerim, okurken satırlarını çizdiğim kitaplarım.. Sonra değişik iklimlerin, ruh hallerinin, temasların değişik kokularını taşıyan giysilerim.. Acayip şey bunları düşünmek. Tüm mahremiyetimin, deneyimlerimle zenginleşen, özelleşen nesnelerin yanıp kül olduğu fikri. Elbette insan önce hayatta kalmayı düşünür ama gerçek bir yaşam riski yoksa; tüm bu eşyalar öyle değerli oluyor ki.. Hayır fatura bedeli değil elbette bahsedilen değer. Ben zaten çok cimri ve evet malına düşkün olduğum için; üniversitenin 1. sınıfında yurtta yangın tatbikatı yapılmıştı ve ben binadan son çıkarılabilen insandım. Çünkü -acıklı bir biçimde- eşyalarımı toplamaya çalışıyordum. Ne cahillik tanrım. Herneyse.. Bu yazıya başlarken aklımda olan ve birtürlü yanına yaklaşamadığım şey ise şuydu; evi yanan komşularımız.. Merdivenlerde komşular olayı irdelerken- dedikodu da deniyor-sürekli bir "kadın da annesinin evine gitmişti, terketmişti, zaten sürekli "dayak", kavga, gürültü..." kadın sürekli şiddet görüyormuş bu cinnetiyle ev yakan abiden. Ve kutu gibi evciklerinde benim sevimli komşularım da bunu güzelce duymazdan geliyorlarmış; ta ki bir merdiven sohbetinde malzeme olasıya dek. Dün gece ki yangın evlerine sıçrayacak diye çok korkmuşlar. Deli bir adamın kendi evini yaktığı yetmezmiş gibi onların yuvası da neredeyse risk altında kalıyordu. Karikatür gibi. Esasen bence tüm sokak yanıp kül olmayı haketmişiz. Çok ikiyüzlü ve bana dokunmayan yılanım benimci bir yer.. İzmir'in Karşıyaka'sı.. Çok acayip ve yazık..

Hiç yorum yok: