8 Ağustos 2009 Cumartesi

Bi-mong (2008)


Öyle derin bir vicdan azabı duydum ki -ve asla uyuyamadım- koşarak geldim ve filmin yazısını yazıyorum işte. Allah cnbce'den razı olsun. Bizi kötü dublajın şerrinden koruyor ve 2008 yapımı KimKiDuk filmlerini bile prime timeda(nasıl?) izletip gönlümüzde taht kuruyor. Velhasıl kelam; usta yine yapmış yapacağını mı demeli.. Esas kız ile oğlanın her ikisi de sanatçı.. Bütün o güzel fotoğraflar buradan geliyor vesselam.. Senaryo yazımıyla ilgili bir kitap okuyordum. Diyor ki "senarist karakterleri anlatır; böylece sanat yönetmeni hangi evde yaşadığını, kostümcü ne giyeceğini, makyöz nasıl görüneceğiniz bilir. Bunu ayrıca tarif ederseniz bütün bu diğer adamlara saygısızlık yapmış olursunuz ." Ben de düşünüp duruyorum, sevgili yönetmenimiz bu adamları böyle cipleriyle falan(bin-jip!) burjuva mı tasarlamıştı diye. Sonuçta taş komünist Koreler bile sıcak küresel dalgalarla iklim değiştirdi değil mi.. Seve seve... Portakal bile yetişir biraz zorlasak.. Evlerin tasarımları, yaşayış şekilleri fazlasıyla dikkatimi çekti bu defa. Kıskanmış da olabilirim. Herşey çok güzeldi. Hem de ikeaya gidip alıp gelemezsiniz; herşey parayla olmuyor malesef. Öyle güzel.
Herzamanki gibi; başka bir türlü iletişim var KimKiDuk aşıklarının arasında. Ya hiç konuşmuyorlar efendim, ya da akılları mı karışıktır nedir (fransızdan evla değil) bir dikkat dağınıklığı bir odaklanamama.. Managment girmemiş daha yatak odasına belli.. Pek güzel bir sahne vardı; pek çok diğer güzel sahnenin yanısıra.. Bir tapınağa gidiyorlar, sesleri dinleyip, dokunup, bekleyip bir tür ibadet haline giriyorlar. Hani çocukken oynanan bir dokuz kiremit oyunu vardır ya; dizersin taşları vurursun topla. Ona benzeyen bir ritüeli vardı ibadetin. Sırayla birer taş koyarak pek de dengeli olmayan bir taş kulecik yapıyor ve dua ediyorlar. Simge öyle güçlü ve elle tutulur ki. Ala...
Öpüyoruz ellerinden; Kore dilini söküp altyazısız izlemek nasip etsin diyoruz..

Hiç yorum yok: