17 Mayıs 2011 Salı

Herşeyin başladığı yaz..

bezelye pişirirken aklıma geldi ilk, meğer zaten tohumlar düşeli çok olmuş, ilk filizin patladığı an diyelim. bir mayıs akşamıydı. tam da bu akşam. kafa yormayı düşündüğüm bir konuydu, aşık kafası. zaten kısa süre önce gündeme gelmişti ve geyiklenmişti. altını oymaya karar verdim birden. "Aşık Kafası".. Ve oyunlar başlasın..
klavyede "l" ve "ş" dipdibe ya, 3 kere alık kafası yazdım, tabi ki dil sürçmesi diye bişey yoktur. biz bu kafaya hızla koşan 3. çifttik. diğer ikisini görmüştüm, birini uzaktan birini yakından. her ikisini de yargılamıştım kıs kıs. sonra neyin buna sebep olduğunu düşünmeye başlasam iyi olur noktasına geldim, çünkü zehirleniyordum. aşık olmayan kafalar için üzülüyordum. kendimi bi bok sanmaya başlamıştım. insan neden güvenli bir kucakta kendini ölümsüz sanıyor? neden akıllı, güzel, yenilmez, başarılı, sağlıklı.... ve tüm yunan yarı tanrılarına atfedilen tüm o şeylere vardım sanıyor. hani yolculuk içseldi, bu bedava biletle heryere gitmeye nasıl da çabucak razı olduk?
bir tür otomatik doğrulama süreci başlıyor herhalde, benim canım sevgilime ne yapsa yakışır gazıyla. bir anda yargılanamaz bile değil süper insan olunuyor bu sayede. you're my hero.. i'm already hero..



herşeyin başladığı yaz geçen yazdı. kanımız karışıktı, rönesanstaydık, herşey de ne komikti. tüm meyveler organik ve dalındandı. haftasonları uzun, iş günleri boktandı. aşırı derecede yetişkindik ve bunu sömürmeye müsaittik. biraz paramız vardı, canımız ne çekerse yemeye yetecek kadar. bu da çok para demekti.



sonra herşeyin solduğu kış başladı. güneş ne kadar erken batarsa bira o kadar çabuk ısınıyordu. ve hiçbir bitki yeterince mutlu hissettirmiyordu. toplama kampında bir yahudiydim. gidecek yer yoktu. gitmeye gücüm yoktu. gitmeye iznim yoktu. zihnimin soykırımı başlamıştı ve beni yeryüzünden kazımaya kararlıydı. ağzıma sıçılışın kışıydı.



sonra meğer herşey laleymiş ve biraz ayaz yemeden çiçek açması mümkün değilmiş şubatı geldi. ne güzel geldi. eski sevgililer gününü ve sevgililer gününü kutladık. benim donan götüm 1 ayda zor ısındı. o ısınma genleşmeye dönüşünce ben panikledim. malum her sene olduğu gibi o sene de önümüz yazdı.



şimdi herşeyin olduğu yazdayız. şimdi hafiften midem ağrısa ve ısı iç bayma alt sınırını zorlasa da -burada dream theater if i die tomorrow.. diye girebilir- muz balığı ve bezelye için iyi bir gün.



aşık kafası... aşık kafası... olduğu kadar..

Hiç yorum yok: