25 Kasım 2008 Salı

Live and Let Die(1973)

:) bırakamıyorum müptelası oldum.. Ama kim olmazdı ki..Mesala Roger Mooore'la yeni Bond eskisini aratmıyor; yine tek adam yine de atılıyor katılıyor. Ve hatta bu defa işin içine egzotik Jamaica sahillerinin vodoosu giriyor. Solitaire (bkz. Jane Seymour) kutsal bakiremiz olup bakıcılığı da işte bu el değmemişlikten geliyor. Ve fakat orta yaşı geçmiş olduğu halde Bay Bond'la bir gece geçirmesi kendisinin dünyevi zevklerin müptelası olmasına yetiyor. Bu arada iç görü falan kalmıyor ama olsun, işte buna kader deniyor. Die Hard serilerinin artık buradan gaz almaya başladığından şüpheleniyorum. Artık araba kırmak yetmediği için teknelerle de kapışılıyor. Ve hatta adrenalin için hem timsah hem köpekbalığı tehlikeleri atlatılıyor. Karaderili büyücüleri saymıyorum bile. Çok geyik oldu bu yazı. Ama film de öyle olmuş. Müzikler güzel..

Hiç yorum yok: