3 Kasım 2008 Pazartesi

Sevgili Ayten Teyze.. Ben senin en bayıldığın tanıdığın değilim biliyorum.. Bana zaman zaman uzaylı görümüş gibi baktığını farketmedim değil.. Belki çocuklarını uzak tutmak isteyebilecğein biri bile olabilirim. Pek fazla ortak noktamız olmayabilir. Birbirimiz çok iyi anlamıyor olabiliriz. Pek iyi bir çift olmazdık, kabul ediyorum, zorlamıyorum, vs vs.. Ama benim sana karşı hayranlık duymamı gerektiren bir durum var. Kızın.. Çok pis bir kızın var Ayten Teyze. Bu hamur neredendir, bilemiyorum. Kasten mi oldu, sorgulayamam. Nasıl yaptın da yaptın Ayten Teyze. Bu kadın benim için fazla önemli; bilmem nasıl anlatsam. Ergenliğimde falan bazen kendimi yeşil hissettiğimde; tüm yaşam alanları içinde zavallı tekbaşına bir yaratık, bir artık gibi falan, avunurdum; eğer ben varsam derdim bir tane daha olmalı, bana benzeyen. En azından biri olmalı bu kadar garip hisseden. Bir ideal öz eş: Tabi o yıllarda onu esmer bir İtalyan kurguluyordum ama.. Ayten Teyze; anlaman lazım, kızın.. Elif.. Çok garip, karanlık, sarp, soğuk, dikenli, acıklı yollarda.. gülümseten birşey oldu.. Umut veren.. Devam ettiren.. Bana benzeyen.. Ve hiçkimseye benzemeyen.. Çok acayip..İnsanın annesinden olmayan öteki kardeşini.. böyle sevmesi.. böyle bağlanması ona.. Teşekkürler.. Taşıdığın için.. Bana.. Belki annem de beni onun için taşımıştı.. :) Bilmem anlatabildim mi..

Hiç yorum yok: